Son Kelimeler

Türkan Saylan Kimdir, Türkan Saylan Hayatı

Sponsorlu Bağlantılar

Türkan Saylan Biyografisi «TIKLA»

akademisyen ÇYDD Eski Başkanı 13 Aralık 1935 tarihinde İstanbulda doğdu. 1944–1946 yıllarında Kandilli İlkokulu ve 1946–1953 yıllarında Kandilli Kız Lisesinde okudu. 1963te İstanbul Tıp Fakültesini bitirdi. 1964-1968 yılları arasında Sosyal Sigortalar Nişantaşı Hastanesinden Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanlığını aldı. 1968 yılında İÜ İstanbul Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalında Başasistanlığa başladı. 1971de İngiliz Kültür Heyetinin bursuyla İngilterede ileri eğitim gördü. 1974te Fransa, 1976da yine İngilterede kısa süreli çalışmalar yaptı. 1972de doçent, 1977de profesör unvanını aldı. HAYATINI CÜZZAMLA SAVAŞA ADADI 1976 yılında Lepra (Cüzzam) çalışmalarına başlayarak Cüzzamla Savaş Derneğini kurdu. 1986da Hindistanda Uluslararası Gandhi Ödülü verildi. 2006 yılına kadar Dünya Sağlık Örgütünün Lepra konusunda danışmanlığını üstlendi. Uluslararası Lepra Birliğinde (ILU) kurucu üye. Ayrıca Avrupa Dermato Veneroloji Akademisinin ve Uluslararası Lepra Derneğinin de üyeliğini yaptı. 1981-2002 yılları arasında 21 yıl, üniversitedeki görevinin yanında gönüllü olarak Sağlık Bakanlığı İstanbul Lepra Hastanesi Başhekimliğini yaptı. 1982–1987 yılları arasında, İstanbul Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Başkanlığını, 1981–2001 yılları arasında İstanbul Tıp Fakültesi Lepra Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürlüğünü yürüttü. Dermatopatoloji Laboratuvarının, Behçet Hastalığı ve Cinsel İlişkiyle Bulaşan Hastalıklar Polikliniklerinin kurulmasına öncülük etti. Ayrıca Ulusal Lepra Kontrol Programının Koordinatörü olarak proje, planlama ve uygulamalarını gerçekleştirdi. ÇYDDNİN KURUCULARI ARASINDA YER ALDI 1989da oluşturulan Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğinin (ÇYDD) kurucularından. Ve ilk genel başkanı. 1990da oluşturulan Öğretim Üyeleri Derneğinin kurucusu ve II. Başkanlığını yaptı. 1990da oluşturulan İÜ Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezinin kuruluşunda görev aldı. 1996ya kadar müdür yardımcılığı ile Kadın Sağlığı derslerinin koordinatörlüğünü yaptı. 1995de mezun olduğu lise için oluşturulan Kandilli Kız Lisesi Kültür ve Eğitim Vakfının (KANKEV) kurucusu ve başkanlığını yaptı. İstanbul Tabip Odası ve Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfının da üyeliğini yaptı. 13 Aralık 2002de emekli oldu. Biri grafiker, diğeri hekim iki oğlu ve iki torunu var. 18 Mayıs 2009 tarihinde İstanbulda vefat etti. YÖK ÜYESİ 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından 31 Mart 2000 tarihinde Sosyal Hizmetler Danışma Kurulu üyeliğine seçildi. 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından 2 Şubat 2001de YÖK üyeliğiyle görevlendirildi. Bu görevi Şubat 2007de son erdi. 2003–2004 arasında Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu üyeliği ve İstanbul İl İnsan Hakları Kurulu üyeliklerinde bulundu. ESERLERİ: 2005 yılı başı itibariyle, toplam 440 yayını vardır. Bu yayınlarından 50si yabancı dergilerde yayınlanmış tıbbi çalışmalar, 204ü tıbbi, sosyal ve siyasal içerikli gazete makaleleri, 186sı ise Türkçe tıbbi dergilerde ve kongre kitaplarında yayınlanmış araştırma, derleme ve olgu bildirimlerinden oluşuyor. Saylanın, 5 kez baskı yapan 1. Basamak Sağlık Hizmetlerinde Deri ve Zührevi Hastalıklar El Kitabı adlı ders kitabı, çocukluk yaşamını anlatan At Kız, makalelerini içeren Cumhuriyetin Bireyi Olmak eserleri ile Radyo Cumhuriyetteki programlarının dökümü olan Radyo Cumhuriyette Çağdaş İnsan Söyleşileri, Mehmet Zaman Saçlıoğluyla söyleşilerini içeren ve 7 baskı yapan Güneş Umuttan Şimdi Doğar ile Zehra İpşiroğlunun sorguladığı Yapıcılığın Gücü ve son olarak da Şefik Görkeyle yapılmış Hekim Olmak adlı eserleri bulunmaktadır. ALDIĞI ÖDÜLLER Prof. Dr. Türkan Saylanın çeşitli kuruluşlar tarafından aldığı ödülleri ise şunlar: Uluslararası Gandi Ödülü Hindistan Hükümetince, 1986 Atatürk İlke ve Devrimleri Ödülü İstanbul Üniversitesi, 1960 Dowling Kulübü Onur Üyesi İngiltere Dermatologları Derneği, 1978 Kuzey Amerika Klinik Dermatoloji Derneği tarafından Onur Üyesi seçildi, 1996 Atatürk İlke ve Devrimleri Ödülü İstanbul Üniversitesi (İkinci kez), 1996 Ülkemizde Yılın Kadını Ödülü 1990, Melvin Jones Ödülü Rotary Kulüpleri, 1991 Atatürkçü Düşünceye Hizmet Ödülü İncirli Lions Kulübü, 1996 Kuvayi Milliye Ödülü Haliç Rotary Kulübü, 1997 Atatürk Ödülü Tuzla Rotary, 1997 Fahrettin Kerim Gökay Ödülü Türk Lions Vakfı, 1997 Türkiye Ziraatçiler Birliği Dayanışma Ödülü 1998 75. Yıl Ödülü Türk Kadınlar Birliği Şişli Şubesi, 1998 Uğur Mumcu – Muammer Aksoy Ödülü ADD İstanbul Şubesi, 1999 Rıfat Ilgaz Kültür Merkezi Onur Ödülü Rıfat Ilgaz Kültür Merkezi, 2000 İtalya Foyer des Artistes Kurumu Ödülü, 2001 Hasta ve Hasta Yakını Hakları Derneği Ödülü Cüzzamlı Hastalara verdiği uzun süreli hizmet ve getirdiği bakış açısı nedeniyle, 2001 Education and Modernization Award Atatürk Society of Amerika Amerika / Atatürk Topluluğu, 2001 Sanat Kurumu Onur Ödülü, 2002 Atatürk / Çağdaşlık Ödülü Dünya Atatürkçü Kuruluşları, 10 Kasım 2003 Üstün Hizmet Ödülü Yıldız Teknik Üniversitesi, 2004 Eğitim Ödülü TED Koleji, 2004 100. Yıl Mesleki Başarı Ödülü Rotary Kulübü, 2004 İnsan Hakları Ödülü Izmir Karşıyaka Belediyesi, 2004 Türkiyenin En İyi Eğitimcisi Ödülü Tempo Dergisi, 2004 Yılın En Yürekli Kadını Ödülü Kültür Üniversitesi öğretim üyeleri ve öğrencileri, 2004 Puduhepa Ödülü Adana Kütür Sanat Derneği, 2005 Meslek Hizmetleri Ödülü Ankara Emek Rotary Kulübü, Ekim 2005 Toplumsal Barış Ödülü Barış Radyo, 2005 İnsan Hakları Demokrasi Barış ve Dayanışma Ödülü SODEV Sosyal Demokrasi Vakfı, 2005 İyi Kalpli Ol Ödülü Türk Kalp Vakfı, 2006 Yılın Başarılı İş Kadınları Ödülü Dünya Gazetesi, 2006 ÇEK Eğitim Ödülü Çağdaş Eğitim Kooperatifi, 2007 Onur Ödülü, Maltepe Üniversitesi Zirvedekiler İletişim Ödülleri kapsamında Maltepe Üniversitesi, 2007 Yılın Keçisi Ödülü Gururlu duruşu ve çağdaşlaşma yolundaki inadı nedeniyle Fethiye/Ölü Denizli Belediye Başkanlığı, 2007 Cumhuriyetimizin Yılmaz Savaşçıları Onur Ödülü Mersin/Yenice halkının oylarıyla Yenice Belediyesince, 2007 Örnek Kıdemli Vatandaş Ödülü TÜRYAK ve Hacettepe Üniversitesince, 2007 Melvin Jones Ödülü 118. Lion Kulübünce 2. kez, 2007 Hizmet Ödülü Tıp ödülleri kapsamında Bayındır Hastanesince, 2007 Hizmet Ödülü Eminönü Rotary, 2007 Hizmet Ödülü Metropolitan Rotary, 2007 Yılın En Başarılı Kadını Ödülü Böbrek Vakfı, Mart 2008 Aydınlanma Onur Ödülü Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği, 2008 Margarette Golding Ödülü, 2008 Yılın Sivil Toplum Önderi, Ekonomist Dergisi. Eğitim alanındaki hizmet ve başarıları dolayısıyla Prof. Dr. Türkan Saylana Vehbi Koç Ödülü de verildi. Saylana ödülü 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Mustafa Koç ve Vehbi Koç Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Semahat Arsel tarafından sunuldu. ÇYDD Genel Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan, Boğaziçi Üniversitesi (BÜ) tarafından, cüzzam ve eğitim alanındaki çalışmaları nedeniyle Fahri Doktora unvanına da layık görülmüştü. (AA) HAKKINDA YAZILANLAR Türkan Saylanın annesi şeyhülislam geliniydi Soner Yalçın Hürriyet 24 Mayıs 2009 Dinci yobazlar, Türkan Saylanın annesinin inancıyla ilgili hep iftira attılar. Hiç önemsemedim. Ancak cenaze töreninde emekli müftü İhsan Özkes, Türkan Saylanın annesiyle ilgili sözlerden hep büyük üzüntü duyduğunu ve kendisine yakındığını açıklayınca canım yandı. Bilmesini isterdim, annesi Hz. Ebu Talibin, Hz. Alinin ailesine gelin gitmişti. Annesi, Sultan II. Abdülhamide 17 yıl şeyhülislamlık yapmış Cemaleddin Efendinin torunuyla evlenmişti. Hepsi annesini bağırlarına basmıştı. ÖNCE Osmanlı tarihinde iki ismi tanıyalım:Birincisi; Şeyhülislam Mehmed Cemaleddin Efendi: Rumeli Kazaskeri Şeyh Ahmed Halid Efendi ile Hz. Ebu Talib ve Hz. Alinin 51inci kuşaktan torunu Vezir Said İbni Abdülbakinin kızı Seyyide Mevhibe Hanımın oğluydu. Büyükannesi, ünlü Türk matematikçi Gelenbevizade İsmail Efendinin kızı Naile Hanım idi. 4 Eylül 1891de şeyhülislam oldu ve bu görevi kesintisiz 16 yıl 11 ay sürdürdü. Bu makamdan istifa ettikten sonra 3 defa daha meşihat makamına layık görüldü. İkinci görevi (1908) 6 ay 10 gün; üçüncü görevi (1912) 3 ay 8 gün ve dördüncüsü (1912) 2 ay 25 gün sürdü. Toplam 17 yıl 11 ay görev yaptı. İttihatçılar 1913 Babıáli Baskınıyla iktidarı ele geçirince Şeyhülislam Cemaleddin Efendi Mısıra sürüldü. Ölene kadar Mısırda kaldı. Üç çocuğu vardı. Anadolu Kazaskeri Mahmud Kemaleddin. (Boş Beşik, Barbaros Hayrettin Paşa gibi filmlerin yönetmeni Baha Gelenbevinin babasıdır.) Şûray-ı Devlet (Danıştay) Üyesi Ahmed Muhtar. Ve Ayşe Aliye. Şimdi gelelim ikinci ismi tanımaya, Cemil Topuzlu: Eyüpteki Mihrişah Valide Sultan Türbesine gömülü İskeçeli Topuzlu Hacı Mustafanın torunu Kaymakam Yusuf Ziya Paşa ile Kazasker Siruzizade Tahir Efendinin kızından dünyaya geldi. Babası Kudüsteki Mescid-i Aksa Camiini restore ettirdi. Başarısı karşısında rütbe, nişan aldı. Cemil Topuzlu hekimdi. İlk sivil tıp fakültesi olan İstanbul Tıp Fakültesini kurdu. Bunu dişçilik ve eczacılık okulları takip etti. 1912 ve 1919da iki kez İstanbul Belediye Başkanlığı görevini yürüttü. Gülhane Parkı gibi birçok park, şehir tiyatroları, merkez hali vs yaptı. Yabancı gelin Hekim Cemil Topuzlu, Şeyhülislam Cemaleddin Efendinin kızı Ayşe Aliye ile 1891de evlendi. Bu evlilikten üç çocuk dünyaya geldi: Muhiddin, Mehmet Ziya ve Selma. Cemil Topuzlu çocuklarına çok ilgili bir babaydı. Çocukları bulaşıcı bir hastalığa yakalanınca hepsini alıp 1914te İsviçre/Cenevreye gitti. 2 yıl bu ülkede kaldı. Çocuklar iyileşince İstanbula döndü. Fakat fazla kalamadı; Fransız hükümetinin sulh teklifini Sadrazam Talat Paşaya iletmesi Enver Paşanın tepkisiyle karşılandı. Çiftehavuzlardaki köşkü gözlem altına alınınca 1917de ailesiyle birlikte bir kez daha İsviçreye gitti. Bu kez aralarında Muhiddin yoktu. Dört lisanı anadili gibi konuştuğu için, küçük dáhi dediği 13 yaşındaki oğlu Muhiddini yakalandığı hastalıktan kurtaramamıştı. Topuzlu Ailesi, Cenevrede iki yıl kaldı. Cemil Topuzlu İstanbul Belediye Başkanlığı teklifiyle tekrar yurda döndü. Belediye Başkanlığı ve Nafia Nazırlığı yaptı. Ancak Sadrazam Damat Ferit Paşayla geçinemedi; istifa etti. İstifasına kızan Damad Feritin kendisini Divan-ı Harbe vereceğini öğrenince yine yurtdışına, Fransa/Nicee gitmek zorunda kaldı. Bu arada Ankara Hükümeti de İngiliz Muhipler Cemiyeti kurucusu olduğu için Cemil Topuzluyu kara listeye aldı. İstanbul ve Ankara hükümetinin tepkisini alan Cemil Paşanın Fransadaki bu gönüllü sürgünlüğü 4 yıl sürdü. 1924te İstanbula döndü. Fakat memleketinde yine uzun süre kalamadı. Bu kez gidiş sebebi oğlu Mehmet Ziya idi. Mehmet Ziya 1925te Galatasaraydan mezun oldu. Cemil Topuzlu, çocuklarını Avrupada okutmak istedi. Mehmet Ziya Topuzlu, Belçika Leuven Üniversitesinde ekonomi okudu. Oğulları üniversiteyi bitince Topuzlu Ailesi 1929 yılında İstanbula döndüler. Yanlarında bir de gelinleri vardı: Lilimina Reimann... Lilimina Reimann Lilimina Reimann, İsviçre kökenli bir ailenin kızıydı. 1900lerin başında İsviçrede ekonomik bir kriz yaşanınca, Zürih yakınlarındaki Melingen kasabasından İngiltere Birminghama göç etmişlerdi. Babası Robert Reimann fabrikalarda teknisyen olarak çalışıyordu. Mina adlı bir İngiliz ile evlenmişti. Ve Lilimina -aile içindeki adıyla Lili- Birminghamda 1908de dünyaya gelmişti. Reinmannların ekonomik düzeyi giderek iyileşmiş ve Lili dönemine göre iyi okullarda öğrenim görmüştü. Ticaret Lisesinden mezunuydu. 18-19 yaşlarında iken Mehmet Ziya Topuzlu ile tanışmıştı. (Bu yazıyı hazırlarken, Mehmet Ziya Topuzlunun oğlu Prof. Cemalettin Topuzlu ile, torunu Prof. Gonca Topuzlu Tekant ile görüştüm. Her ikisi de Lili ile Mehmet Ziyanın ne zaman, nerede tanıştıklarını bilmediklerini belirttiler.) Mehmet Topuzlu ve Lili, İngilterede 1929da evlendiler. Tüm aile o yıl İstanbula gelip Caddebostandaki Topuzlu Köşküne yerleşti. Liliminanın güzelliği İstanbulda dillere destan oldu. Hatta karı-koca bir gün tekneyle gezi yaparken Atatürk ile tanıştılar. Atatürk, Lili Topuzluya Tıpkı bir Limoges vazosu gibi güzelsiniz diye iltifat etti. Mehmet Ziya ile Lili Topuzlu mutluydular, ancak bir sorun vardı. Lili hamile kalamıyordu. Bu durum sekiz yıl sürdü. Lili Topuzlu giderek içine kapandı. Eski neşeli, sıcak halinden eser kalmamıştı. Gezmeye bile gitmiyordu. Ve bir gün karşısına Fasih Galip adlı bir genç çıktı... Galiçya gazisi Fasih Galip Fasih Galip 1900 doğumluydu. Ailesinde Paşalar, Beyler yoktu. Balkan göçmeni annesi Nadide Hanım yetimhanede büyümüştü. Babası Galip yoksuldu ve zaten genç yaşında ölmüştü. Fasih Galip daha lise öğrencisi iken askere alındı. Galiçya Cephesinde bulundu, yaralandı, Almanyada tedavi oldu. Bu ülkede okudu. Mühendis oldu. Türkiyeye dönüp ülkenin inşasında görev yaptı. Xenya adında bir balerine áşık oldu. Her ikisinin de ülkelerinde yaşama istekleri evlenmelerine engel oldu. Bir de Fasih Galipin yeni aşkı... Lili ile Fasih Galipin nerede-nasıl tanıştıkları bilinmiyor. Bilinen, bu tanışmanın evlilikle sonuçlandığı. Fakat Fasih Galipin Liliyi ikna etmesi hiç de kolay olmadı. Öyle ki, zorlu bir yolculukla Birminghama gidip, Lilinin anne-babası Robert-Mina Reimannı alıp İstanbula getirdi. Ailesinin desteğiyle Lili, çocuk veremediği Mehmet Ziya Topuzludan boşandı. Bu dostça bir ayrılıktı. Mehmet Ziya Topuzlu yine bir İngiliz Daisy ile evlendi. Daisy Müslüman olmadı ve bir Hıristiyan olarak bugün eşiyle Zincirlikuyu Mezarlığında beraber yatmaktadır. Fasih Galip ile Lili 1934 yılında evlendiler. Lili 5 aylık hamile iken 28 Haziran 1935 tarihinde Beyoğlu Müftülüğüne giderek (sayı 9/154) Müslüman oldu. Adını Leyla olarak değiştirdi. Ve 13 Aralık 1935te Türkan doğdu. Yeni çıkan soyadı yasasına göre Türkan Saylan... Bundan sonraki hikáyeyi hepiniz biliyorsunuz. Yiğit bir Cumhuriyet kadınının neleri gerçekleştirdiğinden haberdarsınız. Peki... Gelelim sonuca... Lili Topuzlu, şeyhülislam gelini olmasına rağmen dinini değiştirmesi için hiçbir baskıyla karşılaşmadı. Zaten dinini de değiştirmedi. İkinci evliliğinde de bir zorlamayla karşılaşmadı. Ne zaman kızı Türkana hamile kaldı, o zaman gidip kendi isteğiyle Müslüman oldu. Yani hiçbir zorlama olmadan. Bundan gurur duymamız gerekmiyor mu? Bu hoşgörüyü dünyaya anlatmamız, İşte İslam budur dememiz gerekmiyor mu? Samimi olarak inanmış, kimse ona bir zorlama getirmemişken kendi rızasıyla Müslüman olmuş; oruç tutup namaz kılmış Leyla Saylana dinci gazeteler neden hálá iftira atmaktadır? Vicdanları bu kadar mı keçeleşti? Deniz Gezmiş, pavyondaki kadın için üniversite işgal etmişti! YAZAR Oya Baydar, Ahmet Altan tarafından liberallerin arasına düşen Türkan Şoray filmlerini andıran pavyondaki namuslu kadın benzetmesine muhatap kalınca Taraf Gazetesinden istifa ederek medyanın gündemine girmişti. Romanlar yazıp ödül almış Oya Baydar, bu olayla birdenbire popüler kültür dünyasının tanınmış isimleri arasında yerini alıverdi. Tv ve gazetelere röportajlar verdi. Ünlendi! Geçtiğimiz hafta... Bu sayfada Oya Baydar ile ilgili bir yazı kaleme alacaktım. Diyecektim ki, Oya Baydarı solcular çok eskiden tanır. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümünde 4 yıldır asistanlık yapan Oya Baydar (o dönemdeki adıyla Oya Sencer), Türkiyede İşçi Sınıfının Doğuşu ve Yapısı konulu doktora tezi yazdı. Tezi, hocaları Prof. Nurettin Şazı Kösemihal ve Prof. Macit Gökberk tarafından onaylandı. Ancak Profesörler Kurulu tezi iki defa reddetti. Oya Sencer/Baydar, 26 Aralık 1968de istifa etti. Olayı öğrenen İstanbul Üniversitesi öğrencileri, Oya Sencere destek verip Profesörler Kurulunu protesto etmek için derslere girmeyip topluca merkez binaya/rektörlüğe gittiler. Oya Sencer burada gözyaşlarını güçlükle tutarak, Onlar zannediyor ki her istifaya zorlanan öğretim üyesi mücadeleden vazgeçecek diye konuştu. Bu sözler üzerine başını Deniz Gezmişin çektiği öğrenciler, rektörlüğü işgal etti. Demokratik Üniversite diye slogan atan öğrenciler Edebiyat Fakültesi dekanını da istifa çağırdılar. Üniversite senatosu, rektörlüğün işgalini öğrenince okulu süresiz tatil etti. Bu eylem nedeniyle Bozkurt Nuhoğlu, Celal Doğan, Masis Kürkçügil gibi yedi öğrenci tutuklandı. Deniz Gezmiş, polis tarafından aranmaya başlandı. Geçen hafta işte bunları yazmayı planlıyordum... Olaylı biçimde köşe yazarlığından istifa ederek medyanın gündemine gelen Oya Baydarın, 1968de üniversiteden istifasıyla da rektörlük işgaline neden olduğunu yazacaktım. O döneme ve Oya Baydarın ilk eşi (Osmanlı Toplum Yapısı, Toplumbilimlerinde Yöntem, Dinin Türk Toplumuna Etkileri, Türkiyede Sınıfsal Yapı ve Siyasal Davranışlar, Türkiyenin Yönetim Yapısı gibi hayli okunan ve tartışılan kitapları yazan) Doç. Dr. Muzaffer Sencere ait okuma yapıyordum. Sonra... Gündem değişti. Geçen hafta başka bir şey yazdım. Bu hafta Teşvikiye Camiinde Türkan Saylanın, annesi hakkında yazılanlardan dolayı üzüntü duyduğunu öğrenince ne yazacağım belli oldu. Konuyla ilgili okumalar yaparken karşıma kim çıktı dersiniz; Muzaffer Sencer Hoca! Türkan Hoca, arkadaşlarıyla Sovyetler Birliğine düzenledikleri Beyaz Geceler gezisinde tanımıştı Muzaffer Senceri. Muzaffer Senceri Rusya gezisinde, genç, çok yakışıklı, durmadan Ece Ayhan şiirleri okuyan, tartışmalara giren, çok yönlü ve ilginç, durmadan sigara içen, iğneleyici espriler yapan bir insan olarak tanıdım. Döndükten sonra birkaç yıl dostluğumuz sürdü. Uzun telefon konuşmaları, ayda bir İstanbula gelişler, benim Ankaraya gidişlerimde görüşmeler. (...) Sanırım bir öğrencisiyle yeni bir evlilik yapmıştı. Koleksiyon, eski eşya, takı toplama-yapma gibi özgün merakları vardı. Gümüş paralardan, boncuklarla süslü kolyeler yapıp armağan ediyordu etrafındakilere. Ankaradaki son evi tıkış tıkış antika doluydu. Bu ilginç adam içtiği sigaralar sonucunda akciğer kanseri oldu. Eşi, arkadaşları ona baktılar. Çoluk çocuğu yoktu; babasından kalan miras bazı mal mülkü bir şeyleri vardı herhalde. Aklına koymuştu, mirasını bizim derneğe bırakacaktı ve adına bir okul yapılacaktı. Durmadan bana haber gönderiyor, telefon ediyor, Türkan gel, noter çağıracağım, bunları sana vereceğim. Biliyorum sen isteğimi yaparsın diyordu.(...) Sonunda hiç unutmuyorum, bir cuma Ankara programı yaptım ve bir gün öncesinin akşamı evine telefon edip, Yarın geliyorum demeye karar verdim. Telefona eşi çıktı, Ne yazık ki bugün yitirdik dedi. İşte Muzafferin bendeki öyküsü. Ne yazık ki onun adına, onca olanak varken, cıvıl cıvıl çocukların koşuşturduğu bir köy okulu bile yapamadık. Bu acıyı, bu yitikliği belki de bu başarısızlığı hep içimde taşırım. (Güneş Umuttan Şimdi Doğar kitabından.) Oya Baydarı yazacakken nerelere gittik... İyi de ettik; bilmeyenlere Muzaffer Sencer Hocanın adını duyurduk. Cemil Topuzlu Köşkünün hazin hikáyesi ÇİFTEHAVUZLARdaki Cemil Topuzlu Paşa Köşkü 1901 yılında yapıldı. Köşk, Büyük Kulüp olarak kullanılan binanın bahçesine bitişiktir. Bugün harap halindeki bu köşkü Cemil Topuzlu, Fransada mimarlık tahsili görmüş Alexandre Valluryye inşa ettirdi. (Vallury aynı zamanda Arkeoloji Müzesi, Tokatlıyan Oteli, Büyük Kulüp gibi nice binanın mimarıdır.) Köşk o yıllarda çok moda olan art nouveau tarzında yapıldı. Köşkün içindeki parkeler Fransadan getirtildi. Bahçesine nadide ağaçlar-çiçekler dikildi; heykeller kondu. Sadrazam Gazi Ahmed Muhtar Paşa, köşkü görünce Cemil Topuzluya İstanbul Şehremini makamını teklif etti! Evinin içinde ve dışında küçük bir Avrupa yaratan adamı şehremini yaparsam İstanbulu imar eder diye düşünmüştü. Cemil Topuzlu bu köşkte 30 yıl oturdu. Kızı Selmanın eşi Albay Şahap Gürsel ile geçinemedi. Köşkü Şeker Kralı Hayri İpara sattı. Hayri İparın ölümüyle mirasçıları davalık oldu. Dönemin gazete sayfalarından inmeyen (Uğur Mumcu ve Ayhan Songar arasında büyük polemikler çıkaran) bu davalar sonucu köşkü Banker Kastelli (Cevher Özden) satın aldı. Ve 1986 yılında Kadıköy Belediyesinden imar kanunu çıkararak bahçesindeki ıhlamur, kestane, çınar, çam gibi nice ağaçları kesip apartmanlar yaptı. Köşk tarihi eser olduğu için yıkımdan kurtulmuştu. Köşkü ve artık çok küçülmüş arazisini 1997 yılında Şadan Kalkavan satın aldı. Bu bilgilerden sonra gelelim sonuca: Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay mı, yoksa Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk mü el atar bilemem. Belki de Şadan Kalkavan öncülük eder. Kim yaparsa yapsın; Cemil Topuzlu Köşkü hayata döndürülmelidir. Köşk Cemil Topuzlu Tıp Müzesi yapılmalıdır. Osmanlıdan günümüze dönemin ameliyathaneleri, hastane odaları, tıpta kullanılan araç gereçler, fotoğraflar, nice sağlık belgeleri bu müzede toplanabilir. Cemil Topuzlunun icat ettiği ve adını taşıyan aletler sergilenebilir. Tıbbın nereden nereye geldiği bu müzeyle çocuklara gösterilebilir. Bunun için yapılacak tek bir adım vardır: Kararlılık. Topuzlu Ailesi bu konuda elinden geleni yapmaya hazırdır. HABER ÇYDDye bölücülük davası Zaman 29 Nisan 2001 Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) yöneticileri hakkında bölücülük yaptıkları gerekçesiyle dava açıldı. Türkiyenin en çok okunan haftalık haber dergisi Aksiyonun son sayısında yer alan habere göre; İl Emniyet Müdürlüğü, Defterdarlık ve Vergi Dairesi yetkilileri, İstanbul Valisi Erol Çakırın izni ile bir soruşturma yaptı. Soruşturma sonucunda 18 ayrı nedenden dolayı Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunuldu, yöneticilerle ilgili dava açıldı. Beyoğlu 5. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada, ÇYDD yöneticilerine yönelik en büyük suçlama ise bölücülük suçlaması. Bölücülük dışında ÇYDD hakkında, eksik mal bildirimi, depremden toplanan paraları borsaya ve repoya yatırmak, yurtdışından izinsiz para transferi ve gayrimenkul bildiriminde usulsüzlük suçlamaları var.

Türkan Saylan Wikipedia «TIKLA»

Türkan Saylan (13 Aralık 1935, İstanbul - 18 Mayıs 2009, İstanbul), Türk tıp doktoru, akademisyen, yazar, eğitimci ve eski ÇYDD genel başkanıdır.

Türkan SaylanSözlük Yorumları «TIKLA»

Türkan-Saylan için değerli bir yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın!


Türkan Saylan Yorumlar

Yorumla